Şadi babayla canlı Kocaeli'de gündemi belirlemek için her gün çaba sarf ediyoruz, sonra bir baktık ki durum farklıymış
Gündemi Biz Takip Ediyoruz Sanıyorduk, Meğer Algoritma Bizi Gezdiriyormuş.

Eskiden gündem dediğin ağırbaşlı bir şeydi.

Sabah gazete açılırdı. Akşam haber bülteni izlenirdi. Ertesi gün herkes aynı konuyu konuşurdu. Mahalle bakkalıyla üniversite profesörü arasında tek ortak nokta vardı: İkisi de dün akşamki haberi izlemişti.

Şimdi ise sabah uyanıyorum. Telefonu elime alıyorum. Daha gözümü tam açmadan biri bana "Bu videoyu sonuna kadar izleyince çok şaşıracaksın!" diye bağırıyor.

Şaşırıyorum.
Çünkü gerçekten şaşırıyorum.
Ama videoya değil...
Kendime.

Sabahın yedisinde neden bir sincabın karpuz soyma performansını izliyorum?
Üstelik sonuna kadar.
Bir bakıyorum, algoritma beni tanımış.
"Demek sen sincap seviyorsun."
Hayır efendim, sincap sevmiyorum. Parmağım yanlışlıkla durdu.
Ama algoritma affetmiyor.
Bir hafta boyunca...
Sincap,Rakun.
Köstebek.
Su samuru.
Yoga yapan keçi.
Piyano çalan ördek.

Sanki Milli Parklar Genel Müdürlüğü benim sosyal medya hesabını ele geçirmiş. Eskiden insanlar gündemi belirlerdi. Şimdi ise gündemi, benim üç saniye fazla baktığım videolar belirliyor.
Geçen gün çok ciddi bir ekonomik haber okuyacaktım.
Tam o sırada önüme "Patatesin içine çikolata doldurdu, sonuç inanılmaz!" diye bir video düştü.

Meraktan açtım.
Sonuç gerçekten inanılmazdı.
Çünkü ekonomik haberi tamamen unuttum.
Patates de boşa gitti.
Artık haber takip etmiyoruz.
Haber akışında rafting yapıyoruz.
Bir konu geliyor...
Öfkeleniyoruz.
Beş dakika sonra başka bir konu geliyor...
Gülüyoruz.
On dakika sonra bir kedi videosu...
Duygusal oluyoruz.
Ardından biri makarna süzgeciyle davul çalıyor...
Hayatımıza devam ediyoruz.
Duygusal geçişlerimiz Formuladan daha hızlı.

Bir zamanlar insanlar "Bugün ülke gündeminde ne var?" diye sorardı.
Şimdi soru değişti:

"Bugün algoritma bana ne yaşatacak?"

Çünkü bizim gündemimiz artık biraz algoritmanın ruh hâline bağlı.
Canı isterse ekonomi.
Canı isterse uzay.
Canı isterse dans eden lama.
Canı çok isterse üç saat boyunca aynı şarkıyla dönen bebek videosu.

İşin en komik tarafı ise şu: Biz hâlâ bütün bunların kendi seçimimiz olduğunu düşünüyoruz.

"Ben bunu özellikle açtım."

Tabii...

Sen özellikle açtın.

Tıpkı markete süt almaya gidip üç poşet abur cuburla dönmek gibi.

Plan başka, sonuç başka.

Algoritma tam bir mahalle teyzesi aslında.

Bir kez bir şeye baktın mı hemen yayıyor.

"Bak bunu sevdi."

Hop...

On tane daha.

Bir videoda marangozluk izledin.

Ertesi gün sana torna tezgâhı öneriyor.

İki gün sonra "Kendi evini tek başına nasıl inşa edersin?" videoları geliyor.

Kardeşim, ben sadece masanın ayağı nasıl tamir edilir diye bakmıştım.

Beni kereste fabrikasına çevirmeyın.

Sonra dönüp diyoruz ki:

"Bu ara herkes bunu konuşuyor."

Acaba gerçekten herkes mi konuşuyor?

Yoksa algoritma sadece seni aynı insanlarla aynı odada oturtup birbirinize aynı videoları mı izletiyor? Belki de ülkenin diğer yarısı bambaşka şeyler izliyor. Biz dans eden penguen tartışırken adamlar uzay teknolojisi konuşuyor olabilir.

Bilmiyoruz.
Çünkü ekranlarımız küçük...

Kendimize kurduğumuz dünya daha da küçük.

Velhasıl...

Eskiden "Gündem belirlemek" diye bir şey vardı.

Şimdi "Algoritmanın gönlünü yapmak" diye yeni bir meslek doğdu.

Yakında CV'lere şu yazılırsa hiç şaşırmam:

Yabancı Dil: İngilizce (Orta)

Bilgisayar Bilgisi: Excel, Word, PowerPoint

Ek Yetenek: Algoritmayı mutlu edecek şekilde üç saniyede meraklanabilme.

Ben yine de umutluyum. Çünkü hâlâ telefonu kapatıp gerçek dünyaya bakabilen insanlar var.

En azından dışarı çıkınca kimse yanıma gelip "Bunu sonuna kadar izlersen çok şaşıracaksın." demiyor.

Gerçi komşu Hüseyin Amca dün tam onu dedi.

Meğer yeni aldığı çimleri gösterecekmiş.

İzledim.

Algoritmadan daha samimiydi.

Haydi kalın sağlıcakla tabi ki Canlı Kocaeli'de