TÜRKİYE’DE FINDIK ÜRETİMİ BİTİYOR MU?
Üreticinin sabrı da fındığı da tükeniyor!
Türkiye’nin dünya çapında söz sahibi olduğu fındıkta alarm zilleri çalıyor.
Geçtiğimiz sezon serbest piyasada yüksek fiyatları gören üretici, bugün büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. TMO’nun 2026/27 sezonu için açıkladığı alım fiyatı Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalite fındıkta ise 250 TL olarak belirlendi. Üstelik bu fiyatlar, yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre hesaplandı.
Ancak TMO’nun almadığı ürününü üretici serbest piyasada yaklaşık 165 TL’ye satmaya çalışıyor. Aradaki fark, üreticinin yaşadığı sıkıntının boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Peki üretici bu parayla ne yapacak?
Asıl soru tam da burada başlıyor.
ÜRETİCİ NEDEN BOYUN EĞİYOR?
Üretici fındığını satmak istediği için değil, mecbur kaldığı için satıyor.
Mazot, gübre, ilaç, işçilik, budama, bahçe temizliği, taşıma ve diğer tarımsal giderler her geçen gün artıyor. Üretici bir yandan yükselen maliyetlerle mücadele ederken, diğer yandan ürününü gerçek değerinin altında satma korkusuyla karşı karşıya kalıyor.
Artık hesap yaparken yalnızca “Fındığım kaç lira?” diye sormuyor.
Asıl düşündüğü soru şu:
“Bu yıl masrafımı karşılayabilecek miyim?”
Ortalama 3 ton fındık üreten bir üreticinin yıl boyunca yaptığı harcama, verdiği emek ve aylarca bahçede geçirdiği zaman dikkate alındığında ortaya çıkan tablo son derece düşündürücü.
Üreticinin mesajı ise net:
“Gelir ayrı, emek ayrı. Bu emeğin karşılığı yalnızca kilogram fiyatıyla ölçülemez.”
ÜZÜMÜN SAPI, ARMUDUN ÇÖPÜ!
Üretici ürününü TMO’ya götürdüğünde karşısına randıman, rutubet, kalite ve daha birçok kriter çıkıyor.
Elbette fındığın belirli standartlara sahip olması gerekiyor. Ancak üreticinin de haklı bir sorusu var:
“Benim maliyetimi kim hesaplayacak?”
TMO ürünün kalitesini inceliyor. Peki üreticinin bir yıl boyunca çektiği çileyi kim değerlendirecek?
Bahçede altında çalıştığı güneşi, yağmuru ve çamuru kim hesaba katacak?
Mazot, gübre ve ilaç giderlerini kim karşılayacak?
İşçinin yevmiyesini kim hesaplayacak?
Üreticinin itirazı tam da bu noktada başlıyor. Çünkü ürünün kalitesi ölçülürken, o ürünü ortaya çıkaran emeğin ve maliyetin çoğu zaman göz ardı edildiğini düşünüyor.
VEKİLLER DEPOLARI GEZİYOR, ÜRETİCİYİ KİM DİNLİYOR?
Bir başka önemli sorun da üreticiyle karar vericiler arasındaki mesafe.
Yetkililer ve milletvekilleri TMO depolarını ziyaret ediyor. Depolarda fındık, raflarda çuvallar var.
Peki üretici nerede?
Üreticinin bahçesine kaç kişi gidiyor?
Kapısını kaç kişi çalıyor?
“Bu yıl ne kadar harcadın?” diye kaç kişi soruyor?
“Bu fiyatla geçinebiliyor musun?” diye kaç kişi dinliyor?
Üreticinin serzenişi bu yüzden çok açık:
“Yanımıza gelen yok.”
Üretici artık yalnızca fiyat talep etmiyor.
Dinlenmek, görülmek ve emeğinin gerçek karşılığının hesaplanmasını istiyor.
BAKANLIKLAR HAREKETE GEÇMELİ
Fındık yalnızca üreticinin geçim kaynağı değil, Türkiye’nin tarım ihracatında stratejik öneme sahip bir üründür.
Bugün üreticinin bahçesini terk etmesi, yarın çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Çünkü bir üreticinin üretimden kopması, ertesi yıl yeniden bahçeye dönmesi kadar kolay değildir.
Önce bahçe bakımsız kalır.
Ardından verim düşer.
Gençler üretimden uzaklaşır.
Sonunda ise yıllardır sürdürülen fındık üretimi ciddi bir tehdit altına girer.
Bu nedenle bugün sorulması gereken soru şudur:
Türkiye fındık üretimini sürdürülebilir kılacak mı, yoksa üreticiyi adım adım bahçeden uzaklaştıracak mı?
ARTIK ÜRETİCİNİN SESİ DUYULMALI
Üretici ayrıcalık istemiyor.
Kimseye bedava para talebinde de bulunmuyor.
İstediği şey son derece basit:
Emeğinin karşılığını almak.
Üretimin sürdürülebilmesi için maliyetlerin dikkate alındığı, üreticinin önünü görebildiği ve uzun vadeli, sürdürülebilir bir fiyat politikası uygulanmasını istiyor.
Çünkü bugün 250-255 TL’lik fiyatları konuşurken yalnızca rakama bakmak yeterli değil. Bu rakamın karşısına üreticinin yaptığı toplam masrafı koymak gerekiyor.
Gerçek tablo ancak o zaman ortaya çıkıyor.
SON SÖZ
Buradan yetkililere, milletvekillerine, Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve fındık politikalarında söz sahibi herkese açıkça sesleniyoruz:
TMO depolarını ziyaret etmek yetmez!
Üreticinin bahçesine gidin.
Elini sıkın.
Derdi ne, dinleyin.
Ne kadar masraf yaptığını sorun.
Bir yıl boyunca ne kadar emek verdiğini görün.
Çünkü fındık yalnızca depolarda bekleyen bir ürün değildir.
Fındık, bu topraklarda yaşayan üreticinin alın teridir.
Üreticinin umudunu tüketirseniz, yarın bahçelerde fındığı değil, boş dalları konuşmak zorunda kalabilirsiniz.
Türkiye’de fındık üretiminin bitmesini istemiyorsak, önce üreticinin sesini duymak zorundayız.
Çünkü bugün üreticinin boynu bükülüyorsa, yarın yalnızca üretici değil, Türkiye’nin fındık geleceği de bükülür.
Yorum yazarak Canlı Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Canlı Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.