Fındıktaki Büyük Oyun: Üretici Neden Açıkta Bırakılıyor?
Karadeniz'in alın teri fındıkta üretici yine kaderine terk edilmiş durumda. Girdi maliyetleri cep yakıyor, serbest piyasada fiyatlar dibe vuruyor, TMO'nun alım şartları ise üreticinin elini kolunu bağlıyor. Peki bu düzen kimin işine yarıyor?
Karadeniz'in kıyılarında yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz.
Fındık üreticisi bahçeye giriyor, aylarca emek veriyor, gübre parasını borçlanıyor, ilaç parasını borçlanıyor, işçilik maliyetini karşılamaya çalışıyor. Sabahın erken saatinde bahçeye girip akşama kadar alın teri döküyor.
Sonra ürününü satmaya geldiğinde karşısında ne görüyor?
Düşük fiyat!
Bu yıl fındık üreticisi için tablo hiç de iç açıcı değil. Girdi maliyetleri haddinden fazla artmışken serbest piyasada fındık 150-180 lira bandında alıcı buluyor. Üreticinin emeği, masrafı, borcu, alın teri bir kenara bırakılmış; fındığın fiyatı adeta yere çakılmış durumda.
Geçen yıl 350 liraları gören fındık, yılın sonlarına doğru gerilemeye başlamıştı. Bu yıl ise üreticinin karşısına çok daha ağır bir tablo çıktı.
İnsanın sormadan edemediği soru şu:
Fındık neden bu kadar değersizleştiriliyor?
TMO Var Ama Üreticinin Sorunu Bitmiyor
Devletin kurumu TMO, fındığı 250 liradan almaya devam ediyor.
Bu, üretici açısından önemli bir güvence.
Ancak burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor.
TMO'nun dönüm başına 150 kilogram fındık alması, özellikle verimli bahçelerde üreticiyi yeniden düşünmeye zorluyor.
Diyelim ki bir üretici bir dönüm bahçeden 300 kilogram fındık aldı.
TMO bunun 150 kilogramını alıyor.
Peki kalan 150 kilogram ne olacak?
Üretici bunu kime, hangi fiyattan satacak?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Üstelik TMO'nun üreticiye iki randevu hakkı vermesi de ayrı bir soru işareti.
Üreticinin elinde yüzlerce kilo fındık var. Ürününü TMO'ya satmak istiyor. Ancak randevu sistemi ve alım miktarı nedeniyle ürünün tamamını TMO'ya teslim edemiyor.
Peki iki randevu hakkı dolduğunda elinde hâlâ fındık kalan üretici ne yapacak?
Fındığını ne yapacak?
Tüccarın kapısına mı gidecek?
Serbest piyasada düşük fiyata mı verecek?
Borçlarını kapatmak için emeğinin karşılığını almadan ürününü elinden çıkarmak zorunda mı kalacak?
Burada çok açık bir çelişki var.
Devlet bir taraftan üreticiye "250 liradan fındık alıyorum" diyor, diğer taraftan üreticinin elindeki ürünün tamamını bu fiyattan satabileceği bir imkân sunamıyorsa, üretici yine serbest piyasanın insafına bırakılmış oluyor.
Üreticinin cebindeki hesap, randevu sistemiyle uyuşmuyor.
Üretici bütün yıl bir kez üretim yapıyor ama karşılığını alabilmek için iki randevuya sıkıştırılıyor.
Bu sistemin sahadaki gerçeklerle yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
TMO piyasayı düzenlemek istiyorsa sadece fiyat açıklamakla yetinmemeli; üreticinin elindeki ürünün tamamını makul şartlarda satabilmesinin de önünü açmalıdır.
Çünkü üreticinin elinde kalan fındık, bir süre sonra onun için mecburi satış anlamına geliyor.
Ve mecbur kalan üretici, pazarlık yapamaz.
Mecbur kalan üretici, fiyat belirleyemez.
ÇKS'si Olmayan Üretici Ne Olacak?
Bir başka büyük adaletsizlik ise ÇKS meselesi.
Karadeniz'de yıllardır fındık üreten insanlar var.
Dededen kalmış bahçeler...
Babadan kalmış bahçeler...
Hisseli araziler...
Tapu ve mülkiyet sorunları nedeniyle ÇKS kaydı bulunmayan üreticiler...
Bu insanların suçu ne?
ÇKS belgesi olmayan üretici, bahçesine gübreyi farklı mı atıyor?
İlacını daha ucuza mı alıyor?
İşçisine daha az mı ödeme yapıyor?
Güneşin altında daha az mı çalışıyor?
Hayır!
ÇKS'si olan üretici ne kadar emek veriyorsa, olmayan üretici de o kadar emek veriyor.
Öyleyse destek ve alım politikalarında üreticiyi mağdur eden bu ayrım neden hâlâ devam ediyor?
Devletin görevi, bürokratik engellerin arkasına saklanmak değil; yıllardır üretim yapan insanın emeğini korumaktır.
Kandıra'da Fındık Var, Üretici Var, Sorun Çok!
Gelelim Kandıra'ya...
Geçtiğimiz günlerde TMO'nun Kandıra'da depo açarak fındık alımına başlaması bölgedeki üretici açısından önemli bir gelişme.
Ancak Kandıra'nın gerçeğini de görmek gerekiyor.
Kandıra'nın 96 mahallesinde 320 köyünde fındık üretimi birçok ailenin önemli geçim kaynaklarından biri.
Fakat bölgedeki arazi sorunları hâlâ çözülmüş değil.
Özellikle 2B arazileri konusunda yıllardır bekleyen vatandaşlar var.
Tespitler yapılmış.
İnsanlar yıllardır sonuç bekliyor.
Ama iş resmiyete, tapuya ve kesin çözüme geldiğinde süreç bir türlü tamamlanmıyor.
Buradan açıkça soruyoruz:
Bu vatandaş daha ne kadar bekleyecek?
Devlet, yıllardır üzerinde üretim yapılan, vergisi ve emeği verilen bu arazilerde mülkiyet sorununu çözmek için daha ne kadar zaman kaybedecek?
Üretici Bahçesini Satılığa Çıkarıyorsa Alarm Zilleri Çalıyor Demektir!
Asıl tehlike burada.
Kandıra bölgesinde bazı fındık bahçelerine artık "SATILIK" tabelaları asılmaya başladı.
Bu sadece bir mülk satışı değildir.
Bu, aslında üreticinin "Ben artık bu işten para kazanamıyorum" diye haykırmasıdır.
Bir üretici yıllarca baktığı, dedesinden babasından kalan bahçesini neden satsın?
Toprağını neden terk etsin?
Çocuğuna miras bırakmak yerine neden elinden çıkarsın?
Çünkü insan emeğinin karşılığını alamıyorsa, zarar ediyorsa ve her sezon daha fazla borçlanıyorsa bir noktadan sonra "Ben bu işi neden yapıyorum?" diye sormaya başlar.
Fındık bahçelerinin satılık olması, üretimde alarm ışığının yandığını gösterir.
Bugün birkaç bahçede gördüğümüz "satılık" tabelaları yarın çok daha fazla bahçede karşımıza çıkarsa bunun hesabını kim verecek?
Siyasiler Nerede?
Şimdi sıra siyasilerde.
Seçim zamanı üreticinin kapısını çalanlar, fındık zamanı da üreticinin yanında olmalıdır.
Sadece fiyat açıklanırken birkaç cümle kurmak yetmez.
Üreticinin sorununu Meclis'e taşımak gerekir.
ÇKS sorununu çözmek gerekir.
2B sorununu çözmek gerekir.
TMO'nun alım politikasını üreticinin gerçekleri doğrultusunda yeniden değerlendirmek gerekir.
İki randevu hakkı meselesi başta olmak üzere, üreticinin elindeki ürünün tamamını değerinde satabileceği bir sistem kurulmalıdır.
Serbest piyasadaki fiyat baskısının önüne geçecek mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Üretici, "TMO alıyor ama benim fındığımın tamamını almıyor" dememelidir.
Fındık Üreticisi Sadaka Değil, Hakkını İstiyor
Kimse üreticinin karşısına çıkıp "Devlet size destek veriyor" diyerek meseleyi kapatmaya çalışmasın.
Üretici sadaka istemiyor.
Üretici yıllarca emek verdiği ürünün karşılığını istiyor.
Gübrenin, ilacın, işçiliğin, mazotun, taşımanın, bakımın maliyeti ortada.
Üretici hesap yapıyor.
Ve yaptığı hesap sonunda elinde para kalmıyorsa bu sistemde ciddi bir problem var demektir.
Fındığın kilosu üzerinden rakam tartışması yapmak kolay.
Zor olan, üreticinin bir dönüm bahçeye yıl boyunca ne kadar para harcadığını hesaplamaktır.
Asıl mesele budur.
Son Söz: Üretici Bahçesini Terk Ederse Fındık Kimin Olacak?
Bugün fındık üreticisinin sesi yeterince duyulmuyor olabilir.
Ama bu sessizlik, sorunun olmadığı anlamına gelmez.
Üretici borçlu.
Üretici maliyet altında eziliyor.
Üretici ürününü satarken pazarlık gücünü kaybediyor.
ÇKS'si olmayan üretici ayrı bir sorunla boğuşuyor.
2B arazilerinde mülkiyet problemi çözüm bekliyor.
TMO'nun alım politikası yeniden tartışılmayı bekliyor.
Üstelik üreticinin elindeki ürünün tamamını satabilmesi için randevu ve alım kapasitesi meselesi de çözülmeyi bekliyor.
Ve en önemlisi...
Üretici artık bahçesini satmayı düşünüyor.
Buradan bütün yetkililere, siyasi partilere, milletvekillerine ve karar vericilere açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
Fındık üreticisini daha fazla yalnız bırakmayın!
Çünkü bugün üreticinin sorununu çözmezseniz, yarın sadece fındık fiyatını değil, fındık üreticisini de kaybedebilirsiniz.
Bugün Kandıra'da bahçelere "SATILIK" tabelaları asılıyorsa, bunun ne anlama geldiğini herkes iyi düşünmeli.
Bir üretici toprağını satmaya karar verdiyse, mesele artık sadece bir fiyat meselesi değildir.
Bu, tarımın geleceği meselesidir.
Ve unutulmamalıdır:
Üretici kazanamıyorsa, yarın o bahçede kimse üretim yapmaz.
Fındık dalda yetişir ama o fındığı yaşatan üreticinin alın teridir.
O alın terinin hakkını vermeyen düzen, er ya da geç kendi üreticisini kaybeder.
Yorum yazarak Canlı Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Canlı Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.
(1)Erdal Çetin - Öncelikle çiftçi kardeşlerimizin sesi oldunuz için teşekkür ederim. Bölgemizde fındık başta olduğu için evet önemli sorunlar, çözüm bekleyen konular saymakla bitmez. Fakat şimdi öyle bir kitlede vardı "ŞÜKREDİN " diyecek. Dikili ağacı olmayan ama senin kazancını masa başında çok güzel hesaplıyor, bir de bilse ne kadar harcama yapılmış, ama olmaz çok bilen birisi ,herseyi bilen birisi bence hiçbir şey bilmeyen birisidir. Malesef herkes yaptığı iş için yorum yapsa kabul. Yorum yaptım desinler diye zamanlarını aslında boşa harcadiklrindan haberleri yok. Çıkıp tarımda dünyada yedinci avrupada birinciyiz demekle olmuyor. Kimsede inanmıyor aslında. Tarımda üreticilerin yaşadıkları böyle iken kimseye köyde kalın arazinizi satmayın demeyin. Devlet çözüm üretmedegi,tarımda uğraşanlara desteği artırmayı düşünmediği sürece köylerde boşalır tarlada satılır. Saygılarımla
Yazılan yorumlardan Canlı Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Sitemizin Topluluk Kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmaz. Yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.